Aşık edebiyatı, 16. yüzyıldan başlayarak günümüze kadar pek çok önemli sanatçılar yetiştirmiştir. Bu edebiyat, zaman içerisinde, dönemlerin sosyo-kültürel koşullarına bağlı olarak değişmiş ve gelişimini sürdürmüştür. 19. yüzyıla gelindiğinde aşık edebiyatının eski değerini kaybettiği düşünülse de bu dönemde Çıldırlı Aşık Şenlik, Sümmani vs. gibi isimler aşık edebiyatının tekrar canlanmasını ve önem kazanmasını sağlamışlar, bu edebiyatın günümüze kadar gelmesine ortam hazırlamışlardır.

Konumuzu teşkil eden, kendine has bir üsluba sahip olan Aşık Hüdai de aşık edebiyatına önemli katkılarda bulunmuş olan aşık edebiyatının önemli temsilcilerindir.

Aşık Hüdai kimdir?

Aşık Hüdai, 1940 yılında Kahramanmaraş ilinin Göksun ilçesine bağlı Yoğunoluk köyünde dünyaya geldi. Asıl adı Sabri Orak’tır. Yetenekli oluşu, yaşadığı ortamın da aşıklığa müsait olmasıyla birleşince henüz çok küçük yaşlarda iken irticalen şiir söylemeye başlamıştır. Küçük yaşta babasını kaybederek yetim kalan Hüdai, usta aşıkların yanında bu mesleğin inceliklerini öğrenerek, kendini geliştirdi ve aşıklığa dört elle sarıldı.

Usta bir halk ozanı olan Hüdai, çevresinde ağırbaşlı, sessiz ve sakin biri olarak bilinirdi. Aşık, okur yazarlığı askerliği sırasında öğrendi. Yaşamı boyunca yazmış olduğu şiirleri ve aşıklık hüneri sayesinde birçok ödül kazandı. Pek çok sanatçı gibi o da, dünya görüşünü, iç dünyasını, düşüncelerini şiirlerine aktarmıştır. Eserlerinde kendisine özgü bir duyuş tarzı hakimdir. Hece vezniyle ve dörtlükler halinde yazmış olduğu şiirlerini saz eşliğinde söylemiştir. Aşıklık geleneğinin 21. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden olan Hüdai’nin toplam 95 şiiri olup, bu şiirler, kendisine ait iki adet şiir kitabında toplanmıştır.

Aşık Hüdai, 2001 yılında Ankara’da hayatını kaybetti.

Aşık Hüdai’nin şiirlerinden örnekler

Duygular Dönüştü Söze

Erenler zehir getirin
Balınan öldürmen beni
Bağrıma diken batırın
Gülünen öldürmen beni

Hiçlik âleminde mestim
Varlık sevdasını kestim
Yokluk benim eski dostum
Malınan öldürmen beni

Yar diyerek yana yana
Can teslim ettik canana
En yakınım kıysın bana
Elinen öldürmen beni
Bir aşktır düştü özüme

Yanarım kendi közüme
Leyla görünüp gözüme
Çölünen öldürmen beni
Duygular dönüştü söze

Yanık seda işler öze
Dertli dertli vurup saza
Telinen öldürmen beni
Hüdâi’yim daldım gama
Saldı beni demden deme
Asın kesin yüzün ama
Dilinen öldürmen beni

Gönül, Çalamazsan Aşkın Sazını

Gönül, çalamazsan aşkın sazını
Ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülü incit

Bülbülü dinle ki gelesin coşa
Karganın nağmesi gider mi hoşa
Meyvesiz ağacı sallama boşa
Ne yaprağını dök ne dalı incit

Bekle dost kapısın sadık kul isen
Gönüller tamir et ehl-i dil isen
Sevda sahrasında Mecnun değilsen
Ne Leyla’yı çağır ne çölü incit

Rıza’ya razı ol Hakk’a kailsen
Ara bul mürşidi müşkülde isen
Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

Gel Hak’tan ayrılma Hakk’ı seversen
Nefsini ıslah et er oğlu ersen
Hüdâi incinir inciten dersen
Ne kimseden incin ne eli incit

1 Yorum

  1. Aşık Hüdai çok kıymetli bir sanatçıdır. Aşık Hüdai’nin hayatı hakkında bizi bilgilendirdiginiz ve şiirlerine yer verdiğiniz için teşekkürler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz