Göktürk yazıtlarının bulunması ve okunması Türkoloji tarihinin en önemli olayıdır. Bu yazıtlardan ilk kez bahseden Tarih-i Cihângüşâ yazarı 12. yüzyıl Arap tarihçisi Cüveynî‘dir. Bu abidelerdeki alfabeyi 1893’te Danimarkalı büyük dilci Wilhelm Thomsen okumayı başarmıştır.

Göktürk Yazıtlarının Bulunması

Göktürk yazıtlarının bulunması Türkoloji tarihinin en önemli olayıdır. Bu yazıtlardan ilk kez bahseden Tarih-i Cihângüşâ yazarı 12. yüzyıl Arap tarihçisi Cüveynî‘dir. Ünlü tarihçi İbni Arabşah da 15. yüzyılın ilk yarısında yazdığı Acâ’ibü’l-makdûr fî nevâib-i Teymûr adlı eserinde Göktürk harflerinden şöyle söz eder: “Çin’de onların (Türklerin) dulbercin diye adlandırılan yazıları vardır. Ben gördüm, 41 harfi var. Çokluğunun sebebi şu ki onlar kalın ve inceleri ayıran işaretleri harf saymaktadır.

Batıda Yenisey yazıtlarından ilk bahseden Romen seyyah Nicolae Gavriloviç Milescu‘dur. 1675 yılında Çin’e gidince kaya üzerinde taşa kazılmış bilinmeyen bir yazı gördüğünü ifade etmiştir. İkinci olarak Rusya’da uzun seyahatlere çıkan ve Sibirya haritasını çizen Amsterdam Belediye Başkanı Nicolaes Witsen, Tobol’a dökülen Tura Nehri üzerindeki Verhoturye kasabası civarında kaya üzerine yazılı meçhul harflerden bahseder.

Abidelerin Batı ilim âlemince tanınmasını sağlayan kişi de İsveçli subay Johann Von Tabbert-Strahlenberg‘dir. 1709’da Poltava savaşında Ruslara esir düşünce Sibirya’ya sürgün edilen Strahlenberg, 13 yıllık bu sürgün hayatının son iki yılında botanikçi Daniel Gottlieb Messerschmidt ile birlikte bu yörede çeşitli incelemeler yapmıştır. Ülkesine döndükten sonra 1730 yılında yayımladığı “Das Nord und Ostliche Theil von Europa und Asia” adlı kitabında Güney Sibirya’daki kitabelerden de söz etmiştir.

Yaklaşık yüz yıl sonra çeşitli ilim adamları ve ilmî heyetler bu yörelerde birtakım araştırmalar yapmaya başlamışlardır. Ural-Altay Dil Teorisinin kurucularından Finlandiyalı dilci Matthias A. Castren, 1845-1849 yıllarında Türk dili ile ilgili araştırmalar yapmak üzere Sibirya’da görevlendirilmiştir. 1888’de Sibirya’ya gönderilen Johan R. Aspelin başkanlığındaki Fin araştırma heyeti Yenisey mezar taşlarının kopyalarını 1889’da Helsinki’de yayımlamıştır. Rus araştırmacı Nikolay M. Yandrintsev, 1889’da Kül Tigin ve Bilge Kağan abidelerini bulmuş, 1890’da Orhun adını verdiği bu abidelerle ilgili bir kitap yayımlamıştır. Daha sonra Axel O. Heikel başkanlığındaki Fin heyeti 1890’da Moğolistan’a gitmiştir. Ruslar da W. Radloff başkanlığındaki Rus heyetini 1891 yılında aynı bölgeye göndermişlerdir. BU araştırmaların sonucunda Orhun Abidelerinin kopyalarını içeren albümler 1892 yılında Helsinki’de ve Petersburg’da yayımlanmıştır.

Göktürk Yazıtlarının Okunması

Göktürk yazıtlarının okunması da bulunması kadar önemli bir hadisedir. Bu abidelerdeki alfabeyi 1893’te Danimarkalı büyük dilci Wilhelm Thomsen okumayı başarmıştır. Wilhelm Thomsen’den sonra, W. Radloff, yazıtlarla ilgili önemli çalışmalarda bulunmuştur.

Yazıtlar üzerinde çok çalışanlardan biri Rus Türkoloğu Sergey E. Malov‘dur. 1951’de Kül Tigin, Tonyukuk, Talas ve Suci yazıtlarını okuyup anlamlandırdığı “Pamyatniki drevnetyurkskoy pis’mennosti” (Eski Türk Abideleri) adlı eseri; 1952’de Yenisey yazıtlarını ele aldığı “Yeniseyskaya pis’mennosti tyurkov” adlı eseri; 1959’da Moğolistan ve Kırgızistan’daki yazıtları ele aldığı “Pamyatniki drevnetyurkskoy pis’mennosti Mongolii i Kirgizii” adlı eserleri yayımlanmıştır.

Yabancı Türkologlardan A. Von Gabain‘in 1941’de yayımladığı “Alttürkische Grammatik” adlı eseri Mehmet Akalın tarafından Türkçeye çevrilerek pek çok defa yayımlanmıştır.

Sir Gerard Clauson, 1957’de “The Ongin Inskription” adlı eserinde Ongin yazıtının ve Polonyalı Edward Tryjarski ile 1971’de Kül İç Çor yazıtının neşrini yapmıştır.

Ayrıca Fransız Türkologlar René Giraud ve Louis Bazin; Rus Türkologlardan İ. A. Batmanov, A. N. Kononov ve Dimitri Vasilyev; Karaçay bilgini S. Y. Bayçarov; Moğol âlimi Emhetgey Rinçen; Kazak asıllı Gubeydulla Aydarov; Kırgızistan’da Çetin Cumagulov; Azerbaycan’da Alisa Şükürlü, Ebülfez Recebov; Özbekistan’da G. Abdurrahmanov, A. Rüstemov, Göktürk yazıtlarıyla ilgili önemli çalışmalar yapmışlardır.

Türkiye’de ise Göktürk yazıtları ve o dönemin dil özellikleri hakkında yapılmış çalışmaların yayımlanış tarihleri sırasıyla şunlardır:

Orhun Abideleri Türkiye’de ilk defa Necip Asım tarafından Radloff ile Thomsen’in eserlerinden yararlanılarak 1924’te yayımlanmıştır.

Ragıp Hulusi, Thomsen’den çevirdiği üç büyük taşa ait tercümeleri “Moğolistan’daki Türkçe Kitabeler” adıyla Türkiyat Mecmuası’nın üçüncü cildinde 1935 yılında yayımlamıştır.

Daha sonra Göktürk Yazıtları, Hüseyin Namık Orkun tarafından dört cilt halinde 1936-1941 yıllarında “Eski Türk Yazıtları” adıyla yayımlanmıştır. Bu eser, Thomsen’in çalışmalarının dışında Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânü Lugati’t-Türk adlı sözlüğünden de yararlanılarak hazırlanmıştır.

1970 ylında Muharrem Ergin, Orhun abidelerinin metnini, çevirisini ve sözlüğünü içeren eserini yayımlamıştır.

1968 yılında “A Grammar of Orkhon Turkic” (Orhun Türkçesi Grameri) isimli aslı İngilizce olan eseri yayımlayan Talat Tekin, 1968’de Bilge Kağan ve Kül Tigin abidelerini içeren “Orhon Yazıtları” ve 1994’te “Tonyukuk Yazıtı” isimli çalışmaları yapmıştır. Yazar, “Orhun Türkçesi Grameri” isimli eserini de Türkçeye çevirerek yayımlamıştır.

Ayrıca Osman Nedim Tuna ve Osman Fikri Sertkaya‘nın bazı okumaları ve anlamlandırmaları düzeltmeye yönelik önemli çalışmaları mevcuttur. Osman Fikri Serkaya’nın konuyla ilgili çeşitli araştırmaları “Göktürk Tarihinin Meseleleri” adlı eserde toplanarak yayımlanmıştır. Yazarın, abidelerin anlaşılmayan bazı noktalarını isabetli okuma ve yorumlama çalışmaları yerli ve yabancı dergilerde yayımlanmıştır. Ahmet Bican Ercilasun, 1985 yılında Büyük Türk Klasikleri‘nin 1. cildinde “Bengütaş Edebiyatı” başlıklı incelemesinde Kül Tigin ve Bilge Kağan abidelerini edebî yönden değerlendirmiştir.

Son dönemlerde Cengiz Alyılmaz, Göktürk dönemine ait belgelerle ilgili önemli çalışmalar yapmıştır. Cengiz Alyılmaz’ın, Eski Türkçe dönemi belgelerinin bulunması, korunması, bilim âlemine tanıtılması, bu belgelerin doğru okunması ve anlaşılmasına yönelik değerli çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili olarak Türkiye’de pek çok makale ve kitap yayımlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz