1438 yılında Herat’ta dünyaya gelen Hüseyin Baykara, hem anne hem de baba tarafından Timur’un soyundan gelmektedir. Savaşçı ve hükümdar olmasının yanında aynı zamanda bir şair olan Baykara, şiirlerinde “Hüseynî” mahlasını kullanmıştır ve yaşadığı dönemde Nevayî’den sonra en güçlü şair olarak kabul edilmektedir. 1506 yılında savaşa giderken rahatsızlanarak hayatını kaybetmiş ve Herat’a getirilerek ölümünden önce yaptırılmış olan türbesine gömülmüştür. İki eseri vardır.

Hüseyin Baykara Kimdir?

Ailesi Timurlu hanedanından olan Hüseyin Baykara, 1438 yılında Herat’ta dünyaya gelmiştir. Hem anne hem de baba tarafından Timur’un torunudur. Babası Mansur b. Baykara b. Ömerşeyh b. Timur’dur. Annesi Firuze Begüm Miranşah b. Timur’dur. Hüseyin Baykara’nın hayatı -özellikle gençlik dönemleri- çalkantılarla geçmiştir. 1469 yılında tahta oturan Baykara, ölümüne kadar hükümdarlığı boyunca hayatını çeşitli savaşlar ve siyasi entrikalar içinde yaşamıştır. 1506’da Mâverâünnehir bölgesine hâkim olan Özbek Muhammed Şibanî ile savaşa giderken rahatsızlanarak yaşamını yitiren Baykara, Herat’a getirilerek ölümünden önce yaptırılmış olan türbesine gömülmüştür.

Hüseyin Baykara, savaşçı bir asker ve hükümdar olmasının yanı sıra sanatçılığı ile de önemli bir şahsiyettir. Onun hayatında Ali Şir Nevayî’nin önemli bir yeri vardır. Çocukluklarından itibaren ikilinin hayatları, bazı ayrılıklar dışında birlikte geçmiştir, denilebilir. Baykara ve Nevayî, çocukluklarında beraber öğrenim görmüşler ve küçük yaşlarında birlikte şiir yazmaya başlamışlardır. Hüseyin Baykara, Herat’ı alıp Horasan’a hâkim olunca, Semerkant’ta bulunan arkadaşı Nevayî’yi Herat’a davet ederek yanına almıştır. Nevayî’nin eserlerini kaleme almasında, başarılı olmasında ve şöhretinin yayılmasında Baykara’nın önemli bir etkisi olmuştur. Nevayî de dostuna hayat boyu bağlı kalmış, çeşitli görevlerde onun yanında olmuş, ona hizmet etmiş, hatta bir şairler tezkiresi olan Mecâlisü’n Nefâyis adlı eserinin sekizinci meclisini Baykara’ya ayırarak ondan övgüyle söz etmiş ve kendisi için değerli bir şahsiyet olduğunu dile getirmiştir.

Baykara, otuz yedi yıllık saltanat hayatında yalnızca Nevayî’yi değil, aralarında şairlerin, ressamların ve tarihçilerin de bulunduğu kültür ve sanat adamlarının tamamını himayesi altına almış; onlara büyük önem vermiştir. Baykara’nın yaşadığı dönemde Herat, büyük bir kültür ve sanat merkezi hâline gelmiştir. Onun himaye ettiği kültür ve sanat adamlarının bir bölümü, eserlerini ona ithaf etmiş ve siyasetin gidişatında da rol oynamışlardır.

Hükümdarlığı süresince öğleye kadar devlet işleriyle ilgilenen Baykara, öğleden sonraları ise zamanını sanatsal faaliyetlere ayırmıştır. Sarayında devrin sanat ve kültür adamlarıyla sohbetler düzenlemiş ve Hüseyin Baykara Meclisi, Hüseyin Baykara Divanı olarak bilinen eğlence ve sohbet meclislerini kurmuştur. Bu yönüyle de başka Türk saraylarında kültürel ve sanatsal faaliyetlerin yürütülmesine öncülük etmiştir.

Hüseyin Baykara, sanat ve kültüre verdiği önem kadar Türkçeye de büyük önem vermiş ve Türkçenin bilinçli ve doğru kullanımı hususunda çalışmalar yürütmüştür. Yaşamı süresince Türkçe eser vermeleri noktasında yazar ve şairleri yönlendirmiş, Nevayî ile birlikte Türkçenin gelişmesi için büyük çabalar sarf etmiştir.

Eserleri

Hüseyin Baykara’nın iki eseri vardır:

1. Divan

Küçük yaşlardan itibaren yazmış olduğu şiirlerini içeren eseridir. Baykara’nın şiirlerinin genel konusu aşk ve şairin yaşadığı hayattır. Şiirlerini lirik bir üslupla kaleme almıştır.

Baykara Divanı‘nın 8’i Türkiye’de 13’ü yurdışında olmak üzere 21 adet nüshası bulunmaktadır. Bu nüshalar Topkapı Sarayı, İstanbul Üniversitesi, Ayasofya, Millet, Fatih kütüphaneleriyle, Türkistan, Paris Bibliothèque National, Petersburg ve Londra British Museum’da bulunmaktadır.

Baykara Divanı üzerinde ilk önemli çalışma, İsmail Hikmet Ertaylan tarafından yapılmıştır. Eser üzerindeki en kapsamlı çalışma ise Talip Yıldırım tarafından yapılan doktora tezidir.

2. Risâle-i Sultan Hüseyin Baykara

Otobiyografik bir eser olan Risâle-i Sultan Hüseyin Baykara, hükümdarın kendi yaşamını, soyunu, adaletli oluşunu, şairleri himaye ettiğini, Molla Câmî’ye hürmetini ve arkadaşı Nevayî’yi anlattığı eserdir. Eserin biri İstanbul, diğeri Amasya’da olmak üzere iki nüshası bulunmaktadır.

Eser, ilk olarak İsmail Hikmet Ertaylan tarafından yayımlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz