Yeni edebiyat taraftarlarınca eski edebiyatın savunucusu olarak gösterilen Muallim Naci, diğer Tanzimat sanatçıları gibi çok yönlü bir sanatçıdır. Eski edebiyata bağlılık gösterse de yeni edebiyatın karşısında olmayan Naci’nin düşünceleri tam anlamıyla anlaşılamamış; eskiyi savunan ve yeni edebiyatın karşısında olan biri olarak görülmüştür.

Muallim Naci Kimdir? Muallim Naci’nin Hayatı

Tanzimat döneminde Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan ile yapmış olduğu tartışmalar nedeniyle eski edebiyatın savunucusu olarak tanıtılan Muallim Naci, 1850’de İstanbul’un Fatih semtinde doğmuştur; asıl adı Ömer’dir. Naci, henüz sekiz yaşındayken, Saraçhanebaşında küçük bir dükkan sahibi olan babası saraç Ali Bey’i kaybetmiş; bunun üzerine annesi Fatma Zehra Hanım ile Varna’ya dayısının yanına gitmiştir. Eğitim hayatına burada devam etmiştir. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiştir.

Naci, 1867 yılında Varna ortaokulunda müdür yardımcısı oldu. Anadolu, Rumeli ve Suriye’de çeşitli memurluklar yaptıktan sonra, İstanbul’da gazeteciliğe başladı. Bu dönemde, Ahmet Mithat Efendi’nin kızı Mediha Hanım’la evlendi. 1883-1885 yılları arasında Kayınpederi Ahmet Mithat’a ait olan Tercüman-ı Hakikat gazetesinde çalıştı. Ahmet Mithat’la arası bozulunca Saadet ve Vakit gazetelerinde yazmaya başladı. Galatasaray Sultanisi ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmenliği yaptı. Yazmış olduğu Ertuğrul Gazi şiiri ile II. Abdülhamit’in takdirini kazandı ve kendisine vakanüvislik (tarih yazıcılığı) görevi verildi.

1893 yılında, 43 yaşında iken, kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Mezarı, Sultan Mahmut Türbesi’ndedir.

Edebi Kişiliği

Naci de diğer Tanzimat sanatçıları gibi çok yönlüdür. Şiir, tenkit, hatırat, tiyatro, tarih, lügat, edebi bilgi türlerinde eserler kaleme almış; bunların yanı sıra Fransızcadan şiirler tercüme etmiştir.

Muallim Naci, Recaizade Mahmut Ekrem’in karşısında eski edebiyatın değerli yönlerini ve öz şiir niteliğini savunan tenkitçi ve estetikçi olmuştur (Bkz. Abes-Muktebes (Eski-Yeni) Tartışması). Bu konuda yazmış olduğu Istılâhât-ı Edebiyye (Edebiyat Terimleri), Recaizade Ekrem’in Talim-i Edebiyat‘ı kadar değerli ve ünlüdür. Istılâhât-ı Edebiyye, Divan şiirini yenilikçi bir bakışla kavrayan estetik bir açıyla değerlendiren başarılı bir eserdir. Muallim Naci, Istılâhât-ı Edebiyye’de eski şairlerimizin o zamana kadar dikkat edilememiş pek çok değerli, kuvvetli taraflarını ortaya koymuştur.

Naci, Istılâhât, Yazmış Bulundum ve Muallim gibi tenkit eserlerinde eski edebiyata bağlılık gösterir; ancak, yeni edebiyatın da karşısında değildir. Zaten kendisi de Batılı tarzda şiirler kaleme almıştır. Tanzimat’tan sonra Divan edebiyatına ilk, ancak bilinçli bir dönüşü temsil eden Muallim Naci, yeni şiirin, çok fazla alafrangaya sapmayıp milli örneklere de bağlanmasını istemektedir. Fakat, yaşadığı dönemde, düşünceleri tam manasıyla anlaşılamamış; eskiyi savunan ve yeni edebiyatın düşmanı olan biri olarak görülmüştür.

Bazı şiirlerinde Mes’ud-i Harabatî mahlasını kullanan Muallim Naci’nin şiirleri iki başlıkta ele alınabilir:

  1. Divan tarzında olanlar: Bu şiirler, Tanzimat’tan sonra yazılmış en güçlü divan şiiri örnekleri olarak kabul edilebilir. Bu şiirlerde dil oldukça sade, mazmunlar ustalıkla kullanılmış; mısralar olabildiğince düzgündür. Ancak, şaşırtıcı hayalleri, derin hisleri, heyecanları vs. şiirlerine yansıtamamış; şekil mükemmelliğine önem vermesi yeterli olmamıştır.
  2. Yeni tarzda olanlar: Bu şiirlerinde, Naci’nin, Abdülhak Hamit, ve Recaizade Ekrem gibi kuralsız nazım şekilleri ve yeni bir üslup kullandığı görülür. Recaizade gibi o da, şiirin konularını pek genişletmemiş, tabiat tasvirlerine ayrı bir önem vermiştir. Fransızcadan yapmış olduğu başarılı şiir çevirileri de yeni tarzdaki şiirleri arasındadır.

Naci, Köylü Kızların Şarkısı adlı şiiri ile edebiyatımızda ilk köy şiiri örneğini vermiştir. Aruz vezniyle yazılmış bu şiirde köylülerin konuşmaları, yaşama biçimleri, giyim tarzları, genç bir kızın duyguları canlı bir üslupla yansıtılmıştır.

Eserleri

Şiir

  • Terkib-i Bend-i Muallim Naci (1874)
  • Mûsâ b. Ebü’l-Gāzân yahud Hamiyyet (1881)
  • Ateşpare (1883)
  • Şerâre (1884)
  • Fürûzan (1885)
  • Sümbüle (1889)
  • Zâtü’n-Nitâkayn yahud İbnü’z-Zübeyr (1889)
  • Mir’ât-ı Bedây (1903)
  • Yâdigâr-ı Nâcî (1904)

Araştırma

  • Osmanlı Şairleri (1890-1986)
  • Istılâhât-ı Edebiyye (1890-1984)
  • Esâmi (1890)

Oyun

  • Heder (1909)

Anı

  • Medrese Hatıraları (1885)
  • Ömer’in Çocukluğu (1890-1969)

Tenkit (Eleştiri)

  • Muallim (1887)
  • Demdeme (1886)

Sözlük

  • Lügat-ı Naci (1891-1978)

Mektup

  • Muhaberat ve Muhaverat (1884)
  • Şöyle Böyle (1884)
  • Mektuplarım (1886)

Şiirlerinden Bir Örnek

Köylü Kızların Şarkısı
Nişanlı Kız

Tepeden nasıl iniyor bakın
Şu kızın nişanlısı şanlıdır,
Yaradan nazardan esirgesin,
Koca dağ gibi delikanlıdır.

Fese bak, fese, ne güzel de al,
Ne de hoş belindeki morlu şal
Demedim ya ben sana bak da kal
O kadar da bakma ziyanlıdır.

Ne kadar kızardın, aman, aman
Neden öyle başına çıktı kan,
Beri gel! Bayılma a kız heman!
Yüreğin de pey helecanlıdır.

Yakışıklıdır seviyor cihan,
Anı ben de çok severim, inan
Benim olsa bâri şu kahraman
Olamaz ne çâre nişanlıdır.

Ne darıldın Ahmed’in oynaşı
Darılır mı adama kardaşı,
Sana benziyor şu dağın başı,
Ne zaman bakılsa dumanlıdır.

Somurtup oturma darıl da git
Bizi ihtiyara şikâyet it
Beni istemekte olan yiğit,
Daha şanlıdır, daha anlıdır.



Kaynakça:

  1. Karaalioğlu, Seyit Kemal (1982), Türk Edebiyatı Tarihi-2, İnkılab ve Aka Kitabevi, İstanbul.
  2. Muallim Naci (Wikipedia)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz