Odysseia destanı, İlyada destanının devamı niteliğinde olan bir eserdir. Bu eser de aynı şekilde İlyada’nın yazarı olan Homeros tarafından kaleme alınmıştır.

Odysseia Destanı

Odysseia destanı, bir önceki destan olan İlyada’ya göre daha olağanüstü olaylarla süslenmiş görünmektedir. Tek kahramanın başından geçen olaylar şeklinde düzenlenmesi, destanın içine dev, peri ve öteki olağanüstü yaratıkların ve olayların karışmasına olanak sunmuştur, denilebilir. Bu, bir bakıma insan kaderinin direncini sergilemek demektir.

Destandan hayata taşınacak sahneler arasında, Penelope’nin her türlü zorluğa rağmen kocasına sadık kalmakta ısrarcı olması, Odysseus’un ülkesine dönme inancı, vatan sevgisi ve insanların karşılaşabileceği çeşitli durumlar örnek olarak verilebilir. Eserde yer alan bu sahneler, hayatın sürekli bir mücadeleden ibaret olduğu gerçeğini öne sürmektedir aslında.

Tanrıların ve tiranların devrinde geçmesine rağmen kahramanlar, genellikle insana özgü özellikleri ile ön plana çıkarlar. Severler, sevilirler, acı çekerler, ihtirasları vardır. Akıl ve zekâlarını kullanırlar. Çeşitli hilelere başvururlar. Kısacası insanda mevcut olan bütün özellikleri taşırlar.

Öte yandan, tanrılar da insanlar gibi tasvir edilmişlerdir. Onların da -yukarıda ifade ettiğimiz- insanlara ait özellikleri ve davranış şekilleri vardır. İnsanlardan tek farkları ölümsüz ve güçlü olmalarıdır.

Odysseia destanında da tıpkı İlyada destanında olduğu gibi heksametron vezni kullanılmıştır. Bu destanlara özgü bir vezindir. Altı metrondan oluşur. Her metronda bir uzun iki kısa hece ya da iki uzun hece vardır.

Konusu ve İçeriği

Odysseia destanında, Odysseus adlı kahramanın Troya’nın alınışından sonra memleketine dönüşü ve bundan sonra başından geçen olaylar konu edilmektedir. 12.000 dizeden oluşan bu destan, 10 yıllık bir dönemi ele almaktadır. Eser; “Telemakos”, “Odysseus’un adadan ayrılması”, “Odysseus’un öyküsü” ve “Odysseus’un dönüşü” olmak üzere dört bölümde ele alınıp, incelenebilir.

Özeti

Odysseus, İtkaha adası kralıdır. O da diğer krallar gibi Troya (Troia) savaşına katılır. Karısı Penelope’yi sarayında bırakır. Savaşta geçen on yıldan sonra Odysseus, adasına dönmeye karar verir. Bu zaman zarfında komşu adaların kral ve prensleri, karısı Penelope’yi elde etmeye çalışmışlar, onun kurnazca bir hilesi sonucunda emellerine ulaşamamışlardır. Penelope, büyük bir sadakatle kocası Odysseus’un dönmesini bekler. Bu arada talipleri zorla saraya yerleşmiş ve Penelope’yi, aralarından birini seçmesi konusunda zorlamaktadırlar. Penelope, önceleri kayınbabası Leartes için bir kefen bezi dokuması gerektiğini, bu kumaşı bitirir bitirmez kararını vereceğini söyler. Gündüz dokuduğu kumaşı gece sökmek suretiyle zaman kazanmaya çalışır. Uzun süre bu hilesini sürdürür. Ancak, kölelerden birinin haber vermesi üzerine zor durumda kalır.

Bu sırada Odysseus ve arkadaşlarının yurtlarına dönmek için bindikleri gemi fırtınaya kapılır. Önce Thrakia (Trakya) kıyılarına düşer, sonra vahşi Kikonlarla savaşırlar. İkinci bir fırtına ile Lotophaglar (Lotos yiyenler) ülkesine düşerler. Burası, yiyenlere memleketini unutturan lotos (lotus) çiçekleriyle doludur. Üç arkadaşı bu çiçeklerden yemişlerse de Odysseus, onları gemiye bindirmeyi başarır; oradan uzaklaşırlar. Ancak, bu defa da Kykloplar (tek gözlü devler) ülkesine düşerler. Deniz tanrısı Poseidon’un oğlu tek gözlü dev Polyphemos’un mağarasına farkında olmadan girerler. Polyphemos, mağaranın kapısını kapar ve içerdekilerin altısını yer. Odysseus ve arkadaşları devi sarhoş ederler. Sonra da ateşte kızdırdıkları bir kazıkla devin tek gözünü kör ederek mağaradan kurtulurlar.

Bir süre sonra, insan eti yiyen Laistrigon adlı devlerin eline düşerler. Onların elinden kurtulmayı başaran Odysseus sağlam kalan tek gemiyle Aia adasına ulaşır. Burada büyücü kadın Kirke ile birlikte yaşar. Ancak burada da başından birtakım olaylar geçer. Tekrar adasına doğru yola koyulur; ancak, gemisi parçalanır. Tutunduğu bir direk parçasıyla gökyüzünü omuzlarında taşıyan tanrı Atlas’ın kızı Kalypso’nun yaşadığı Ogyga adasına sürüklenir. Kalypso, Odysseus’a âşık olur. Onu yedi yıl adada alıkoyar. Eğer kendisinden ayrılmazsa ona ölümsüzlük vereceğini söyler. Yurt hasretiyle yanıp tutuşan Odysseus, tanrıların yardımıyla Kalypso’nun elinden kurtulmayı başarır. Kendi yaptığı bir sal ile tekrar denize açılır. Denizde karşılaştığı türlü zorluklardan sonra Phaiakların ülkesi olan Skheria adasına ulaşır. Burada iyi karşılanır. Onların yardımlarıyla ülkesi İthaka’ya ulaşır.

Bu arada karısı Penelope de taliplerini türlü hilelerle oyalamaya devam etmektedir. Taliplerinin baskılarından dolayı iyice köşeye sıkışan Penelope, biraz daha zaman kazanmak için bir çare daha bulur; kocası Odysseus’un yayını gerip on iki halkanın içinden bir ok geçirebilen kişiyle evleneceğini söyler. Bu arada Odysseus da adaya gelmiş ve durumu öğrenmiştir. Tanınmamak için dilenci kılığına girer ve müsabakaya katılır. Yarışma sırasında yayı alarak önce oku halkalardan geçirir. Sonra da karısının taliplerini öldürür. Gerçek kimliğini açıklar ve hem kendisini yirmi yıl sabır ve sadakatle bekleyen karısına, hem oğlu Telemakos’a hem de krallığına kavuşur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz