Romantizm (Coşumculuk), Fransız devrimi (1789) ile oluşan duygusal ortamda klasisizmin katı ve kuralcı kimliğine tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır. Romantizm, duyguları ön plana çıkarmış; birey ve toplumun heyecan ve hayallerini yansıtmayı amaç edinmiştir. Bu akımın düşünsel temellerinin ortaya konulmasında Montesquieu, Voltaire ve Rousseau gibi Aydınlanma dönemi filozofları önemli katkılar sağlamışlardır; ancak, asıl şeklini Victor Hugo ile almıştır.

Romantizm Nedir?

Fransız İhtilali‘nin (1789) meydana gelmesiyle birlikte 19. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan Romantizm (Coşumculuk), klasisizm akımının katı ve kuralcı yaklaşımına tepki olarak doğmuş; insanın duygusal deneyimlerini, bireyselliği ve doğaya yönelişi esas alan edebi bir akımdır. Van Tieghem’e göre klasisizmin devamı ve daha gelişmiş biçimi olan romantizm, duyguları ön plana çıkarmış; birey ve toplumun heyecan ve hayallerini yansıtmayı amaç edinmiştir.

Romantizm, diğer bütün akımlardan farklı olarak Fransa’da ortaya çıkmamıştır. 18. yüzyılda Almanya’da klasisizme karşı meydana gelen bir eğilimden doğan romantizm, Almanya’dan on beş yıl sonra ilk kez İsviçreli yazar Madame de Staël tarafından Almanya’daki biçimiyle Fransız edebiyatında tanıtılmıştır.

Romantizmin düşünsel temellerinin ortaya konulmasında Montesquieu, Voltaire ve Rousseau gibi Aydınlanma dönemi filozofları önemli katkılar sağlamışlardır. Bu Filozoflar, Aydınlanma’nın kuru bilimciliğine karşı estetik bir bakış açısı geliştirmenin savunucusu olmuşlardır. Bunun devamında duygulara yöneliş önem kazanmıştır. Fakat, bu akım, asıl şeklini Victor Hugo ile almıştır. Bu dönemde, Antik Yunan ve Latin eserlerine duyulan ilgi azalmış, klasik edebiyatın içerik ve biçimine ait kalıplar yıkılmıştır. Sanatçının kişisel özgürlüğü ile istediği gibi eserler vücuda getirmesine olanak sağlanmıştır. Artık, Tabiat karşısında sanatçı, yalnızca gördüğünü sanat eserine aktarmakla kalmayacak, onu kendi his ve duygularıyla harmanlayarak yansıtacaktır. Böylelikle kişisel duygular, olabildiğince serbest bırakılmış; aşk, derin ve yoğun bir söyleyişle anlatılmaya başlanmıştır. Ayrıca, eserlerde insana ait olan her şeyin, yani, gülünç ve üzücü unsurların birlikte ele alınabileceği savunulmuştur.

Romantik sanatçılar, eserlerinde kullandıkları dil bakımından çoğu zaman sadelikten uzaklaşmışlar, sanatlı ve abartılı bir söyleyiş tarzını benimsemişlerdir. Ayrıca, eserlerinde yer alan kahramanlar ile aralarındaki mesafeyi kaldırmışlar, eserin sanatsal dünyasına nüfuz etmişlerdir. Böylelikle duygu ve heyecanlarını daha canlı bir biçimde yansıtmaya çalışmışlardır.

Romantizmin Genel Özellikleri

  • Fransız İhtilali‘nin (1789) meydana gelmesiyle birlikte 19. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkmıştır.
  • Klasisizm akımının kuralcı ve katı yaklaşımına bir tepki olarak doğmuştur.
  • İnsanın duygusal deneyimlerini, bireyselliği ve doğaya yönelişi esas alan edebi bir akımdır.
  • Montesquieu, Voltaire ve Rousseau gibi filozoflar romantizmin düşünsel temellerinin ortaya konulmasında önemli katkılar sağlamışlardır.
  • Asıl şeklini Victor Hugo ile almıştır.
  • İnsan, aklı ve duygularıyla bir bütün olarak kabul edilir ve eserin merkezinde yer alır.
  • Duygular önemlidir.
  • Kötümserlik, hüzün ön plandadır.
  • Toplumla uyuşmazlık yaşamaktan kaynaklanan bir kaçış fikri vardır.
  • Özgürlük arayışı vardır.
  • Şiir ve düzyazı birbirine yaklaşır.
  • Tiyatroda dram türü ortaya çıkar, roman değer kazanır.
  • Bireysellik ve lirizm ön plandadır.
  • Tabiata yöneliş vardır. Romantizimde tabiat, klasisizmde olduğu gibi insanın iç dünyası değildir; tabiat, dış dünyadır.
  • Tasvircilik gelişmiş olup, sanatkâr, tasvirlerde duygularını ifade eder.
  • Milli ve yerli olana ilgi duyulur.
  • 1830 romantizmi iki kola ayrılmıştır: Bir kolu “sanat için sanat” anlayışını benimserken, diğer kolu “toplum için sanat” anlayışıyla hareket etmiştir.

Romantizmin Temsilcileri

Türk edebiyatındaki temsilcileri

  • Namık Kemal
  • Ahmet Mithat Efendi
  • Şemsettin Sami
  • Abdülhak Hamit Tarhan
  • Recaizade Mahmut Ekrem

Batı edebiyatındaki temsilcileri

  • J. J. Rousseau
  • Goethe
  • Friedrich Schiller
  • Victor Hugo
  • Madame de Staël
  • Chateaubriand
  • Friedrich Schlegel
  • S. T. Coleridge
  • Alexandre Dumas
  • Alfred de Musset
  • George Sand
  • Alphonse de Lamartine
  • Voltaire
  • George Gordon Byron
  • Aleksandr Puşkin

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz