16. yüzyılın ikinci yarısıyla 17. yüzyılın ilk yarısında 1553-1644 yılları arasında yaşamış olan Şeyhülislam Yahya, 17. yüzyılın önde gelen şairlerindendir. Gerek kişiliği gerekse şiirde gösterdiği ustalıkla başta dönemin padişahı IV. Murad olmak üzere çevresinden büyük saygı görmüştür. Bilinen dört eseri vardır.

Şeyhülislam Yahya

Hayatı ve Edebi Kişiliği

16. yüzyılın ikinci yarısıyla 17. yüzyılın ilk yarısında 1553-1644 yılları arasında yaşamış olan Şeyhülislam Yahya, 17. yüzyılın önde gelen şairlerindendir. Şeyhülislam Yahya, kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre iyi bir öğrenim görmüş, medrese hocalığı yapmış ve şeyhülislamlığa kadar yükselmiştir. İleri yaşlarında üç kez şeyhülislamlık yapan Yahya, ölene kadar şeyhülislamlık makamında bulunmuştur.

Gerek kişiliği gerekse şiirde gösterdiği ustalıkla başta dönemin padişahı IV. Murad olmak üzere çevresinden büyük saygı görmüştür. Dönemin şairleri Nef’î, Atâyi ve Nâ’ilî, Şeyhülislam Yahya’ya gösterdikleri saygıyı ona yazdıkları şiirlerde dile getirmişlerdir. Bâkî’nin zirveye ulaştığı âşıkane-rindane şiir tarzını ustaca sürdürmüştür. Yahya, IV. Murad’a yazmış olduğu bir methiye dışında kaside yazmamış; ancak kendisine bir devlet büyüğü olarak kasideler sunulmuştur. Kısacası yaradılışı da gazel söylemeye elverişli olan Yahya, gazel şairidir ve edebiyatımızdaki yerini gazelleriyle yapmıştır. Yazdığı müzeyyel gazellerle de bu tarzın edebiyatımızda yaygınlık kazanmasına katkı sağlamıştır.

Hayatın zevk ve eğlencelerini, insanoğlunun duygusal yönelimlerini, özlemleri olduğu gibi yalın bir dille ve içtenlikle gazellerinde işlemiştir. Bir gazel şairi olarak şiirlerinin konusu çoğunlukla aşk, doğa ve rintliktir. Şeyhülislam olmasına karşın şaraptan meyhaneden sıkça söz etmesi İslamî çevreler tarafından hoş karşılanmamış hatta küfürle suçlanmıştır. Yahya ise şiirlerinde her zaman riyakâr din adamlarına karşı meyhanenin hoşgörüsüne sığınmaktan, alçakgönüllülükten, içtenlikten ve gerçek rint doğruluğunu savunmaktan geri durmamıştır. Şiirlerinde mahalli unsurlara da yer verir. İstanbul ve Edirne, şiirlerinde yer verdiği şehirlerdir. Tasvir yanı güçlüdür. Bahar, kış ve nevruz betimlemelerinin şiirlerinde yer alması, şiirlerine renk katmıştır.

Şeyhülislam Yahya’nın neşeli, hoşgörülü, hayata bağlı ve candan kişiliği şiirlerine samimi bir yapı kazandırmıştır. Şiirlerindeki içtenliğin yanı sıra İstanbul Türkçesini de başarılı bir şekilde kullanan Yahya’nın külfetsiz ve samimi şiirleri, kendisine döneminde ve döneminden sonra büyük ün sağlamış; divan şiirinin gazel ustaları arasında yer almasına yardımcı olmuştur. Bununla beraber, yüzyılın ağdalı dilini de bazı şiirlerinde kullanmıştır.

İstanbul Türkçesinin güzel örnekleri arasında yer alan rindane ve âşıkane gazelleri bazı önemli şairlerin de beğenisini kazanmıştır. Nitekim Nedîm, divanında gazel söylemede Bâkî ve Yahya’yı beğendiğini söyler. Bazı şiirlerinde yer yer tasavvufi bir edaya rastlanırsa da Yahya, genelde şiirlerini din dışı bir atmosfer içerisinde kaleme almıştır.

Eserleri

1. Divan: Yahya Efendi’nin 1 na’t, 5 kaside, 452 gazel, 24 tarih, 51 kıta ve nazm, 10 rubai ve diğer şiirlerini içeren eseridir. Lütfi Bayraktutan ve Hasan Kavruk eserin tenkitli metnini yayımlamışlardır.

2. Sâkînâme: 77 beyitlik bir mesnevidir.

3. Nigâristan Tercümesi: İbn Kemal’in Sadî’nin Farsça eserine yazdığı Arapça naziresinin Türkçeye çevirisidir.

4. Fetâvâ-ı Yahya: Yahya’nın şeyhülislam makamında iken çeşitli meselelere dair vermiş olduğu fetvalardan oluşan eseridir.

Gazellerinden Örnekler

Gazel-1

  1. Sun sâgarı sâkî mestâne disünler
    Uslanmadı gitdi gör o dîvâne disünler
  2. Peymânesini her kişi toldurmada bunda
    Şimdengerü bu meclise meyhâne disünler
  3. Dil hânesini yık koma taş üstüne bir taş
    Sen yap anı eller ana vîrâne disünler
  4. Gönlünde senün gayr u sivâ sûreti neyler
    Lâyık mı bu kim Kâbeye büthâne disünler
  5. Yahyânun olup sözleri hep sırr-ı mahabbet
    Yârân işidüp söyleme yâbâne disünler

Gazel-2

  1. Söz kim zebânuma gele gûyâ nebânedür
    Ben ‘âşıkım sözüm de benim ‘âşıkânedür
  2. ‘Âşık odur ki yâri eşiginde cân vire
    Mecnûn-ı gâfilün harekâtı yabânedür
  3. Her kişi nakd-i cânını âmâde eylesün
    Yârân-ı âşk sohbetümüz ‘ârifânedür
  4. ‘Arz-ı niyâzı bülbül-i zârun figân iledür
    Pervâne-i belâ-zedenün yane yanedür
  5. Yâr eşigine tuhfe-i cân ile gelmeden
    Maksûd feyz-i cûduna Yahyâ bahânedür

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz