Hayatı hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmayan Sibicabî, Sadi’nin Gülistan adlı eserini Gülistan-ı Türkî adıyla Çağatay Türkçesine çevirmiştir. Yazar, çeviride sanatlı, ağdalı ve çoğu zaman seciye başvuran bir nesir dili kullanılmıştır. Bir eseri vardır.

Sibicabî

Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Hayatı hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmayan Çağatay dönemi sanatçılarından Sibicabî, Sadi’nin Gülistan adlı eserini Gülistan-ı Türkî adıyla Çağatay Türkçesine çevirmiştir. ‘Sibicabî’ adı eserin içinde yazarın mahlası olarak beş yerde geçmektedir. Adına bakılınca Sirderya kıyısındaki İsbicap (Sayram) kasabasından olduğu anlaşılır. Timur döneminde yaşamış, Gülistan-ı Türkî’yi Timur’un oğlu Cihangir’in oğlu, Türkistan valisi Muhammed Sultan’a sunmuştur. Yazarın, Timur’dan sonra tahta geçmesi beklenen Muhammed Sultan’a yakın bir çevreden olduğu, medrese eğitimi gördüğü, dönemin önemli edebiyat dili olan Farsçayı edebî eser tercüme edecek kadar iyi seviyede bildiği anlaşılmaktadır.

Yazar, çeviride sanatlı, ağdalı ve çoğu zaman seciye başvuran bir nesir dili kullanılmıştır. Çeviride mensur kısımlarda manzum kısımlara göre eserin aslına daha sadık kalmıştır. Eserin aslındaki sekiz bölümü ve bölümlerin dizilişini korumuş fakat bir seçme yaparak her hikâyeyi ve şiiri tercüme etmemiş, bazı hikâyelerin sırasını değiştirmiştir. Yer yer esere kendisi de ilavelerde bulunmuştur.

Eser, Hicri 800 (Miladi 1397-98) yılında Farsçadan Çağatay Türkçesine çevrilmiştir. Çağatay Türkçesinde yazılış tarihi belli olan en eski eserdir. Ayrıca manzum parçalarla karışık uzunca mensur bir metin olduğundan, Türk dili tarihi araştırmaları bakımından büyük bir değer taşımaktadır. Gülistan-ı Türkî, klasik öncesi Çağatay Türkçesinin arkaik özellikler taşıyan numunesi olduğu gibi, eski ve yeni dil unsurlarının birlikte bulunduğu çok ilgi çekici bir eser olarak da karşımıza çıkar.

Eserin tek nüshası Londra’da British Museum’dadır. Tahminî olarak eserin başından 2-3, sonundan ise 6-8 sayfa eksiktir. Eldeki nüsha 110 yapraktır. Eserin aslı 14. yüzyılın sonunda çevrilmiş olsa da eldeki nüshanın yazıya geçirilme tarihinin 16. yüzyıla ait olduğu tahmin edeilmektedir. Eser önce Eckmann tarafından bilim dünyasına tanıtılmıştır. Janos Eckmann, “Sadi’nin Gülistan’ının Bilinmeyen Çağatay Bir Çevirisi”,TDAY-Belleten 1968, Türk Dil Kurumu, Ankara, 1969, s. 17-29.Türk dil tarihi açısından oldukça önemli olan bu eser Mehmet Turgut Berbercan tarafından 2011 yılında doktora tezi olarak hazırlanmış, daha sonra yayımlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz