Tımar sistemi hakkında bilgi vermeden evvel, bu sistemin daha net bir biçimde anlaşılması adına kısaca ikta sisteminden söz etmemiz gerekir. İkta sistemi, ilk olarak çeşitli İslam devletlerinde uygulamaya konulan ve zamanla gelenek halini alan bir toprak sistemidir.

İkta sistemini ilk kez uygulayan Türk devleti Büyük Selçuklu Devleti‘dir. Ardından Anadolu (Türkiye) Selçukluları da bu sistemi uygulamaya koymuşlardır. İkta, Osmanlı’da ise tımar sisteminin temellerini atmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu, Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün daha sistemli bir hale getirdiği ikta sistemini tımar sistemi adıyla bünyesine dahil etmiştir; Tanzimat’a kadar bu sistemi sürdürmüştür.

Fakat bazı araştırmacılar tımar sisteminin, Selçuklular’ın ikta sisteminden gelmediğini ifade etmişlerdir. Bu araştırmacıların bir kısmı, Osmanlı’nın tımar sistemini Bizans’tan aldığını dile getirirken, bir diğer kısmı ise tımar sisteminin Sasanilerden Araplara, Araplardan da Osmanlılar’a geçmiş olduğunu öne sürmüşlerdir. Konuyla ilgili olarak usta Türk tarihçisi Mehmet Fuad Köprülü ise, Osmanlı tımar sisteminin temellerini, Selçuklu ikta sisteminin atmış olduğunu birtakım kanıtlar yardımıyla ortaya koymuştur.

Tımar sistemi nedir?

Müslüman Türklerde “ilgi“, “bakım” manasına gelen “tımar” kelimesinin nereden geldiği ve kökeni hakkında elimizde net bir bilgi olmasa da, Alman tarihçisi Johannes Leunclavius, incelemiş olduğu 16. yüzyıla ait tarihî bir belgede “tımar”ın, Grekçe bir kelime olan ve ikta anlamında kullanılan “tımarion” kelimesinden geldiğini ifade etmiştir.

Ancak, Lazzaro Soranzo ve Avusturyalı tarihçi Joseph von Hammer ise Leunclavius’un görüşlerine katılmamışlardır; Osmanlılar’da kullanılan tımar sözcüğünün Farsça “tımar” sözcüğünden geldiği görüşünü öne sürmüşlerdir.

Görüldüğü üzere kelimenin kökeni ve nereden geldiği hakkında araştırmacıların üzerinde birleştiği net bir düşünce yoktur. Ancak, çoğunlukla tarihçilerin üzerinde eğildikleri en önemli nokta, tımar sisteminin Osmanlı’da ne anlama geldiğidir.

Peki tımar sistemi nedir? Dirlik sistemi olarak da bilinen tımar sistemi, en genel anlamıyla, devlete birtakım hizmetlerde bulunan kişiye ücret karşılığında verilen topraklardır. Tımar sisteminde toprağın mülkiyeti devlete aittir. Tımar sahibi yalnızca bu toprakların vergi gelirlerini toplamaktadır. Bu sistemde köylüler devlete vermeleri gereken vergileri tımar sahibine verirlerdi; tımar sahibi de bu vergiler yardımıyla hem kendi ihtiyaçlarını karşılar hem de asker yetiştirirdi.

Bir diğer ifadeyle Tımar sistemi, Osmanlı’da, geçimlerini ve masraflarını karşılamak üzere, yaptıkları hizmetlere karşılık memur ve askerlere tahsis edilmiş vergi gelirlerine ve özellikle 20.000 akçeye kadar olan askeri dirliklere verilen addır.

Tımar sistemi, Osmanlı İmparatorluğu’nda daha çok, merkezden denetimi sağlanan askeri birlikler yetiştirmek amacıyla kullanılmıştır. Ancak, tımar, çoğunlukla askeri bir nitelik taşısa da idari ve mali bir sistem olduğunu da söylememiz gerekir.

Tımar (dirlik) çeşitleri

Osmanlı İmparatorluğu’nda dirlik adıyla anılan “has“, “zeamet” ve “tımar” toprakları, devletin belirli kademelerinde çalışan kişilere maaşları karşılığında verilen topraklardır. Bu devlet çalışanları, bu toprakların vergi gelirlerini kendileri veya görevlendirmiş oldukları kişiler yardımıyla toplamışlardır. Dirlik topraklarının mülkiyeti devlete aittir ve bu topraklar miras yoluyla devredilemez.

1. Has: Yıllık geliri 100.000 akçe ve üzeri olan topraklardır. Bu topraklar, padişah, şehzade, vezir gibi önemli görevlere sahip olan üst düzey devlet yetkililerine verilirdi. Bu toprakların vergileri kethüda, voyvoda veya emin adı verilen kişiler tarafından toplanmaktadır.

Has sahipleri, gelirlerini aşan her 5.000 akçe için cebelü adı verilen bir zırhlı asker yetiştirmekle sorumludur.

2. Zeamet: Yıllık geliri 20.000 – 100.000 akçe arasında olan topraklardır; subaşılar, dizdarlar,
defterdarlar, sancak beyleri, azep ağaları, alay beyleri vb. orta düzey devlet yetkililerine verilir. Bu topraklara sahip olan kişilere zaim; zaimlerin daha kıdemli olanlarına ise zaim gediklisi denirdi. Zaimin temel görevi asker yetiştirmek olsa da idari, iktisadi ve mali görevleri de vardır.

Zeamet sahiplerinin, gelirlerinin her 5000 akçeyi aşması durumunda (20.000 akçeyi aşan her 5000 akçe için) yapılan savaşlara bir cebelü götürmeleri gerekir ve bu kişiler mutlaka savaşlara katılmakla sorumludurlar.

3. Tımar: Yıllık geliri 20.000 akçeye kadar olan topraklardır. Bu topraklar sipahi adı verilen askerlere verilmektedir. Tımar topraklarına sahip olan bu sipahilere tımarlı sipahi adı verilmektedir. Tıpkı zaimler gibi tımarlı sipahilerin de temel görevi asker yetiştirmek olsa da idari, iktisadi ve mali görevleri de vardır.

Tımarlı sipahiler, gelirlerinin her 3.000 akçeyi aşması durumunda (20.000 akçeyi aşan her 3.000 akçe için) bir cebelü yetiştirirler. Tıpkı zeamet sahipleri gibi, tımar sahipleri de savaşa katılmakla mükelleftir.

Tımar sistemi faydaları

  • Tımar sistemi, Osmanlı İmparatorluğu’na mali, idari ve özellikle askeri anlamda önemli bir güç kazandırmıştır.
  • Tımar sistemi sayesinde devletin merkezi otoritesinin taşradaki egemenliği artmıştır.
  • Tarımsal üretimin devamlılığı ve bu toprakların güvenliği sağlanmıştır.
  • Devlet giderlerinin azalması sağlanmıştır.
  • Hem asker hem de sivil erkânın ihtiyaçları karşılanmıştır.
  • Devlet, tarım arazilerinden vergi toplamak zorunda kalmamış; bu vergiler asker yetiştirmek amacıyla kullanılmıştır.

Tımar sistemi özellikleri

  • Tımar sistemi, Selçuklular’ın daha sistemli bir hale getirdiği ikta sisteminin devamıdır.
  • Tanzimat dönemine kadar sürmüştür.
  • Tımar, “ilgi“, “bakım” manalarına gelmektedir.
  • Tımar sistemi, çoğunlukla askeri bir nitelik taşısa da, aynı zamanda idari ve mali bir sistemdir.
  • Tımarlı sipahiler, gelirlerinin 3.000 akçeyi aşması durumunda, zeamet ve has sahipleri ise gelirlerini aşan her 5000 akçede cebelü adı verilen bir zırhlı asker yetiştirmekle sorumludur.
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda dirlik adıyla anılan “has“, “zeamet” ve “tımar” isimli üç çeşit toprak vardır.
  • Dirlik sahiplerine verilen topraklar, satılamaz ve el değiştiremezler.
  • Has, zeamet ve tımar topraklarının mülkiyeti devlete aittir ve miras yoluyla devredilemez.
  • Tımar toprağı verilen kişi, kendisine verilen görevleri yerine getirmezse bu toprak ondan geri alınmaktadır.
  • Tımar sahipleri savaş ve fetihlerde yetiştirmiş oldukları cebelü adı verilen zırhlı askerler ile savaşlara katılmak zorundadırlar.

Tımar sisteminin bozulması

Osmanlı İmparatorluğu’na askeri, idari ve mali alanda pek çok fayda sağlamış olan tımar sistemi, 16. yüzyılın sonlarına doğru bozulmaya yüz tutmuştur. Tımar sisteminin bozulma nedenleri aşağıdaki gibidir:

  • Fetihlerin azalması ve bununla birlikte fetih gelirlerinin durması.
  • Tımarların dağıtımında rüşvet ve haksızlığın ön plana çıkması.
  • Devlet görevlilerinin tımar topraklarını kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaları.
  • Tımarların dağıtımıyla ilgilenen görevli defter eminliklerinin görevlerini tam manasıyla yerine getirmemeleri.

Tımar sistemi, yukarıda ifade ettiğimiz bu başlıca nedenler dolayısıyla bozulmaya yüz tutmuş; 1839’da Tanzimat Fermanı ile birlikte II. Mahmut tarafından tamamen kaldırılmıştır.

Kaynakça:

1 Yorum

  1. Tımar sistemi nedir? Diye ararken yazınızı gördüm. Cok detaylı ve anlamlı bir yazı olmuş. Sayenizde tımar sistemi, tımar sisteminin faydaları ve özellikleri hakkında bilgi sahibi oldum. Ödevime çok yardımcı oldunuz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz