Hiciv, TDK Türkçe Sözlük’te en kısa ifadeyle “yergi” olarak tanımlanmaktadır. Bu yazımızda hiciv türünün edebiyatımızdaki önemli temsilcilerinden olan Tanzimat edebiyatı sanatçısı Ziya Paşa’nın Türk hiciv edebiyatındaki yerini eserleri üzerinden ele aldık.

Türk Hiciv Edebiyatında Ziya Paşa’nın Yeri

Tanzimat edebiyatının önemli sanatçılarından olan Ziya Paşa’nın Türk edebiyatına pek çok katkısı bulunmaktadır. Bunlardan biri de hiciv türünü yeni bir anlayışla ele almasıdır.

Ziya Paşa, klasik edebiyatımızda yer alan sövgüye dayalı hicvin yerine ağırlıklı olarak kınama/yerme üslubunu dolaylı yoldan, mizah ile birleştirerek daha etkili, seviyeli, zarif hicvin ilk ve başarılı örneklerini vermiştir.

Ziya Paşa’nın devlet kademesinde yükselmesinin önünde büyük bir engel teşkil eden Ali Paşa ile mücadelesi, kendisinin saraydan ve İstanbul’dan uzaklaştırılması neticesinde gittikçe artmış ve âdeta bir husumete dönüşmüştür. Bu durum, kıymetli bir hiciv ustasının ve dolayısıyla Zafername adlı değerli bir hiciv eserinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Terkib-i Bend ve Terci-i Bend adlı eserlerinin yanında düzyazılarından Arz-ı Hâl, Rüya, Verâset-i Saltanat-ı Seniyye adlı eserleri ile Hürriyet gazetesinde neşredilen bazı yazılarında ve Harabat Mukaddimesi’nde dönemin şahıslarına, sosyal, siyasi ve ekonomik hayatına yönelik hicivleri yoğun bir biçimde Zafername adlı eserinde karşımıza çıkar.

Ziya Paşa, Zafername‘sinde, Ali Paşa’nın 1866 yılında Girit isyanı sırasındaki tutumunu, Girit’e özerklik verdiği hâlde muzaffer bir tavırla İstanbul’a gelişini anlatmış ve bu yönüyle onu hicvetmiştir. Bununla da yetinmeyip özel hayatından yöneticilik vasıflarına ve icraatlarına, vücut ve kişilik özelliklerinden ailesine kadar hemen her konuda Ali Paşa’yı hiciv yağmuruna tutmuştur. Öte yandan, dönemin toplumsal sorunlarını dile getirmeyi de ihmal etmemiştir. Eserinde, Ali Paşa’ya yakınlıklarıyla bilinen Cevdet Paşa, Mustafa Fazıl Paşa, Fuat Paşa gibi bürokratların isimlerini de zikretmiştir.

Zafername’nin hiciv üslubu dışında yenilik taşıyan bir başka özelliği de şairin, kendi şahsını gizleyerek üç bölümden oluşan eseri, üç ayrı şahıs tarafından yazılmış gibi kaleme almasıdır. “Kaside” adlı bölüm Bosnalı Fazıl Paşa, “Tahmis” adlı bölüm Karantina Kâtibi Hayri Efendi, “Şerh” adlı bölüm ise Zaptiye Müşiri Hüsnü Paşa’nın ağzından yazılmıştır.

Bazı Eserlerinde Yer Alan Hicivlerine Örnekler:

Ziya Paşa, örneğin Terci-i Bend‘inde İslamı gelişmenin önünde engel olarak görenleri:

“İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakkî
Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı”

Aynı eserinde siyasi ve sosyal hayatta Batı’yı sorgusuz sualsiz taklit edenleri:

“Milliyeti nisyân ederek her işimizde
Efkâr-ı Freng’e teba’iyyet yeni çıktı”

Türk edebiyatında ilk röportaj olarak kabul edilen, habname türünün bir örneği olan Rüya adlı eserinde, Ali Paşa’nın çıkarlarını vatanseverlikten üstün tutmasını ve geçim kaygısıyla sadrazamlığı kaybetmeyi göze alamamasını:

“Evlâd u ıyâl sahibiyim, geçineceğim. Esnaflık edemem. İşin ağırlığı nispetle aczim der-kâr ise de şükrolsun irtikâba dair hareketim görülmedi. Filhakika ben usandım ve çalışıyorum. Hem de mazhar-ı lanet oluyorum. Lakin hamiyetim bırakmıyor.”

Zafername‘de Ali Paşa’nın Girit ayaklanmasını kan dökmeden bastırmasının büyük bir zafer şeklinde algılanmasını:

“İşte târih-i selef lâzım ise bahs etmek
Sath-ı âlemde nice ma’reke geçti gerçek
Bunu der müttefiken yerde beşer gökte melek
Hak bu kim görmedi âgâz edeli devre felek
Böyle bir feth ü zafer böyle bir şükûh u iclâl”

şeklindeki sözleriyle hicvetmiştir.

Şiirlerinin karakteristik özelliği olan hiciv, Ziya Paşa ile edebiyatımızda önemli bir aşamaya ulaşmıştır. Sanatçı, özellikle Zafername‘de klasik hiciv kalıplarını yok ederek sövgüye ve kaba ifadelere başvurmadan daha düzeyli bir üslupla, över gibi görünerek hicvetme sanatını büyük bir ustalıkla uygulamıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz